Menu

Yağ alma

Yağ alma / Liposuction 

VÜCUT HATLARININ DÜZELTİLMESİ (BODY CONTOUR)

Vücutta belirli bölgelerin cerrahi olarak düzeltilmesi ilk olarak 1930’larda tanımlanmıştır. İstenmeyen bölgelerdeki yağın vücuttan alınmasının başlangıcı 1921’de Dujarrier’e kadar uzanmaktadır. Ancak bu başarısız uygulama devam etmemiş ancak 1960’larda Schrudde yeniden bu konuda çalışmalar yapmaya başlamıştır.

1974’de İtalya’da Dr. Giorgio Fischer’in liposakşın uygulamaları olmuştur. 1978’de ise Kesselring ve Meyer yüksek vakumlu olarak yağı emerek uzaklaştırmayı daha önceki çalışmalara göre oldukça başarılı olarak gerçekleştirmişlerdir.

yag_alma_1Ancak bu uygulama sonrası yağ alınan bölgelerde serum toplanması nedeniyle pekçok kişi aynı başarıyı sağlayamamış ancak Fransa’da Dr. Illouz künt bir kanül ve vakum kullanarak yağı başarılı olarak uzaklaştırmıştır. Önceleri yönteme bağlı komplikasyon oranları yüksek iken 1985’de Amerika’da Dr. Jeffrey Klein’in tumescent tekniği geliştirmesi ile komplikasyonlar önemli oranda azalmıştır. Bu şekilde modern anlamda liposakşın tekniği gelişmeye başlamış, daha sonra;

•şırınga ile yağ alma (syringe liposculpture),

• yüzeyel liposakşın (superficial liposuction),

•tümesan teknik (tumescent technique) gibi uygulamalarla günümüzdeki yağ alma yöntemi olarak yerini almıştır.

Tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlayan liposakşın yalnızca ABD’de 2002 yılında 282 bin kişiye uygulanmıştır.

Karın bölgesinde yağ toplanması hem erkek hem de bayanlarda görülmektedir. Deride gevşeme ve elastikiyetinde kayıp olduğunda yalnız başına yağ alınması yeterli olmaz aynı zamanda fazla derininde çıkarılarak karın germe işlemi yapılmalıdır. Karın bölgesinde yağ toplanması erkeklerde göbek üst kısmında belirgin iken bayanlarda göbek alt kısımlarında daha belirgin olmaktadır.

YAĞ ALMA (LİPOSAKŞIN, LIPOSUCTION) NEDİR, NASIL YAPILMAKTADIR

Liposakşın depo edilmiş fazla yağların alınarak vücuda yeniden şekil verme işlemidir. Deri altındaki yağ bir vakum (sakşın, suction=emme) ve kanül sistemi veya ultrasonik prob kullanılarak alınmaktadır. Liposakşın kilo verme yöntemi olmayıp vücuda yeniden şekil verme işlemidir.

İnsan vücudunda ortalama 50 trilyon hücre olduğu hesaplanmaktadır. Bu hücrelerinde ortalama 25-30 milyarı yağ hücresidir. Yağ dokusu (adipoz doku) adiposit denilen yağ hücrelerinden oluşur. Yağ dokusu iki tiptir.
1.Beyaz yağ:Enerji sağlanmasında önemlidir.
2.Kahverengi yağ:Vücut sıcaklığının düzenlenmesinde önemlidir.

Vücuttaki yağın çoğu beyaz yağdır. Bu yağ hücreleri trigliseritleri (besinlerle alınan bir çeşit yağ parçacıkları) depolar. Bu şekilde fazla alınan yağ ve benzeri maddeler vücutta yağ hücrelerine girerek burada birikmektedirler. Bu şekilde yağ hücreleri genişlemek ve vücutta şekil bozuklukları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yağın yerleşimi ve dağılımı

Yağlar vücutta üç seviyede bulunur.

yag_alma_3Deri altında iki kat yağ bulunur, üçüncü seviye ise visseral yağ veya omentum olarak bilinen ve hayati organları saran yağ tabakasıdır.
•Derinin yüzeyel yağ tabakası
•Derinin derin yağ tabakası
•Organları saran yağ tabakası

Liposakşında sıklıkla deri altındaki yağın derin tabakası alınır. Bazı durumlara derinin hemen altındaki yağlar da (yüzeyel yağlar) liposakşınla alınabilir.

Bölgesel yağ depolanmasının iki şekli vardır.

1. Karnın alt kısmı, basen, bel bölgesi ve bacak üst kısımlarında yağ birikmesine (armut şeklinde yada keman şeklinde) kadınsı yağ depolanması ,
2.Karın üst kısmı, bel ve belin üst kısmındaki yağ birikmesine(elma şeklinde) erkek tipi yağ depolanması denilmektedir.

Gövdede deri altında bir bağ dokusu ile ayrılmış, yüzeyel ve derin olarak adlandırılan iki ayrı yağ tabakası vardır. Yüzeyel yağ tabakası daha azdır ve bağ dokusundan oluşmuş yapılar içerisinde paketlenmiştir. Derin yağ tabakası ise daha fazladır, düzensiz ve daha az organizedir.

Karın bölgesinde fazla yağlanması olanlarda özellikle erkeklerde karın içi (Omental, visseral) yağ oldukça fazladır. Uygun diyet ve egzersiz bu yağların azaltılmasında temel etkendir. Yalnız başına liposakşın bu problemi çözemez.

Deri altındaki yüzeyel yağ tabakası damar ve sinirlerle daha sıkı hale gelmiştir. Bu tabakanın aşırı zedelenmesi gözle görülebilir düzensizlikler ve renk değişiklikleri ortaya çıkarabilir. Aynı zamanda yüzeyel yağ tabakası sellülite neden olmaktadır.

Yağ yerleşimi ve dağılımı insülin, testesteron ve österojen gibi hormonlara bağlıdır. Yağ hücrelerinin sayısı ergenlik dönemine kadar artarken daha sonra bu sayı sabit kalmaktadır, yalnızca vücut ağırlığı normalin iki katına ulaşınca çoğalmaya başlar. Bu nadir bir durumdur ve ciddi obez (hastalık derecesinde şişman olan) kişilerde görülür.

Ancak sayı olarak artmasalar da yağ hücrelerinin boyutları genişleyebilir. Vücutta yağ depolanmasında insülin en etkili hormondur. Yalınızca şeker ve şeker ürünleri yağ depolanmasını artırmaz aynı zamanda ekmek, patetes ve mısır da yağ depolanmasını artırmaktadır. Bunların fazla alınması yağlanmaya yol açmaktadır.
Yağ depolanmasını azaltmak için diyet ve egzersiz yapılmalıdır.

Liposakşın genel olarak bir kilo verme yöntemi olmadığından dolayı uygun beslenme, egzersiz ve diyetle verilemeyen belli bölgelerdeki yağların yok edilmesinde idealdir. Uygun diyet ve egzersiz metobolizmayı artıracak ve vücut fonksiyonlarını daha iyi duruma getirecektir. Aşırı yemek yeme, yanlış beslenme, aşırı alkol alınımı ve sigara içimi gibi alışkanlıklar düzensiz yağlanmaya yol açacaktır. Düzenli ve dengeli beslenme bu açıdan önemlidir.

Şeker alınımının azaltılması gerekir. Yüksek oranda şeker içeren pasta, kek, şekerlemeler, ve tatlılar kan şekerini artırıp insülin salgılanmasını tetiklerler ve yağlanmaya yol açarlar.
Karbonhidrat alınımının azaltılması gerekir. Beyaz un, pasta, beyaz ekmek ve hatta beyaz pirinç alınması esansiyel fiber ve vitaminlerin alınımını azaltır. Bu ürünler insülin seviyesini artıracak ve kilo alınımına yol açacaktır.

Tüm yağlar kötü demek değildir ve vücudun belli bir oranda yağa da ihtiyacı vardır. Gıdalarda doğal olarak bulunan yağlar alınabilir.
Özellikle menopoz öncesi ve menopoz sonrası dönemde hormonal değişikliklere bağlı olarak metabolizma yavaşlamakta ve kilo almaya yatkınlık ortaya çıkmaktadır. Değişik ilaçlar (örneğin doğum kontrol hapı gibi) vücutta yağ depolaması ve yağın yakılmasını etkilemekte ve özellikle basen, karın, meme ve bacaklarda yağ birikimine yol açmaktadır. Ayrıca antipsikotik ve antidepresif ilaçlar ve hormonlar kilo almaya yol açarlar.

Yağ alma işlemi (aynı zamanda lipoplasty, body contouring, suction lipectomy olarak da bilinir) Liposakşın kanül ve istenmeyen yağları çekmek için vakum yaratan bir cihazın kullanılması ile oluşturulan bir sistemdir. Liposakşın fazla yağların toplandığı her alana uygulanabilir.

Liposakşın teknikleri

•Geleneksel veya kuru teknik

Deriye her hangi bir şey vermeden yapılan liposakşındır. Bu teknikte aşırı zedelenme olmakta ve fazla kan kaybıyla karşılaşılmaktadır. Günümüzde kullanılmamaktadır, tarihi önemi vardır.

•Islak teknik (Wet technique)

Serum ve adrenalin (bir çeşit damar daraltıcı ilaç) içeren sıvı verilerek yapılan liposakşındır.

•Süper ıslak teknik (Super-Wet Technique)

Temelde tumesan tekniğine benzer fakat daha az sıvı verilmektedir. Ayrıca lidokain denilen ilaç kullanılmamaktadır. Bu nedenle lidokain toksikasyon (zehirlenme) riski yoktur.

•Tümesan teknik (Tumescent Liposuction)

Yağ alınacak alana alınacak miktardan 2-3 kat daha fazla sıvı verilerek yapılmaktadır. Bu tekniğin kullanımında ilaç dozunun aşırı olmamasına ve sıvının aşırı yüklenmemesine dikkat edilmelidir.

•Ultrason yardımlı liposakşın (Ultrasonic-assisted Liposuction)

Özel tasarlanmış titanyum proplar yardımıyla ultrasonik enerji deri altı mesafeye taşınarak hücresel parçalanma oluşturulmaktadır. Parçalanan yağ hücrelerindeki yağ sıvı hale gelmekte ve bunlar düşük vakumla dışarı alınmaktadır. Kısa sürede fazla yağ alınabilmektedir. Deri ve derinin alt tabakalarında yanıklar yapabilmekte ve nedenle deri giriş yerinde koruyucu kullanmalıdır.

•Güçlendirilmiş kanülle liposakşın (Power-Assisted Liposuction veya MicroAire Technique)

Yeni bir tekniktir. Daha az travma yaratmaktadır. Yüksek hızlı hareketli kanül kullanan bir yeni cihaz kullanılmaktadır. Kısa zamanda daha fazla yağ alınabilmekte, cerrah daha az yorulmakta morluk daha az olmaktadır.

•Lazer yardımlı liposakşın (Laser-assisted Liposuction)

Yağ soğuk lazerle eritilmektedir. Burada yağ hücre zarı zedelenmemektedir. Sıklıkla tümesan liposakşınla birlikte kullanılmaktadır. Fakat yağ aspirasyonla dışarı alınmamaktadır. Serbestleşen yağ vücut tarafından emilmektedir. Alet, yağ alınacak bölgeye 12 dakika tutulduktan sonra buraya küçük bir kesi yapılarak yağ dışarı akıtılır.

•Laser lipolisis (Lipolysis)

Tümesan sıvı verildikten sonra fiberoptik lazer yerleştirilir. Fiber optik lazer ışığı sadece yağları etkiler. Bu sadece selülitler için kullanılmıştır. Çünkü 500 ml. kadar yağ yok edilebilmektedir. Bu yağ da vücut tarafından emilmektedir. Bu nedenle fazla yağ alınamamaktadır.

•Kollajenazlı kimyasal liposakşın (Collagenase Chemical Liposuction)

Deney hayvanlarında yağ içine kollajenaz verildiğinde yağların eridiği ve doku tarafından emildiği görülmüştür. FDA insanlarda lipomaların tedavisinde denemeyi kabul etmiştir.

Laser-liposuction, Laser-lipolisis, Kimyasal yağ alınması ve düşük seviyeli ultrasonik yardımlı yağ alınması teknikleri ise etkinlikleri diğer tekniklere göre üstün olan teknikler değildir.

Liposakşın

1.karın,
2. kalçalar,
3.baldırlar,
4.bacaklar,
5.bel,
6.boyun, çene altı
7.yüz gibi alanlara uygulanabilmektedir.

Aynı anda birden çok alana liposakşın yapılmaktadır.
Liposakşın aynı zamanda erkeklerdeki meme büyümesinin (jinekomasti) veya iyi huylu yağ tümörlerinin (lipoma) tedavisinde kullanılmaktadır.

Liposuction şişman olmayan fakat vücutta orantısızlıklara yol açan belli bölgelerde izole yağ birikmelerini yok etmek için kullanılan cerrahi bir işlemdir. Bu lokalize yağ depoları diyet ve egzersizlere yanıt vermeyen alanlardır. Bu durumda bu birikmeleri yok edecek tek yöntem liposakşındır.

Her yaşta liposakşın yapılsa da yağların alınmasından sonra düzgün bir cilt yüzeyi elde edebilmek için derinin yeterli esneklik ve dirilikte olması gerekir. Deri esnek değilse yağ alınan alanları iyi örtmeyeceği için deri sıklaştırma işlemine ihtiyaç duyulabilecektir.
Liposakşın bir çok bölgeye birlikte yapılabildiği gibi diğer estetik operasyonlarla da kombine olarak yapılmaktadır.

Kişisel faktörler nedeniyle herkeste aynı sonucu almak mümkün değildir. Yağı alınacak kişinin genel sağlık durumu ile ilgili bilgi sahibi olmak gerekir. Örneğin şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp rahatsızlığı, daha önce ameliyat geçirip geçirilmediği, halen kullanılan ilaç olup olmadığının bilinmesi gerekir.
Son dönemlerde kilo alıp verilmesi liposakşın açısından önemlidir. Ayrıca deri elastikiyeti, cilt yapısı alınan sonucu etkileyecek önemli bir faktördür.

Liposakşın yapılma yöntemi

Liposakşın yapılacak alana yakın açılan küçük bir delikten , kanül olarak adlandırılan içi boş ince bir tüp yada şırınga yardımıyla girilerek yağ dışarı alınır. Küçük bir delik (3-4 mm) şeklinde yapılan kesiler, vücudun dışardan görünmeyen doğal kıvrım alanlarına yerleştirilir. Kanül bir tüp yardımıyla vakum oluşturan üniteye bağlanır.

Liposakşından önce yağ alınacak alanlara özel hazırlanmış sıvı verilir. Buna yaş teknik denir. Bunun dışında kuru teknik, tümesan teknik adı altında başka yöntemler de vardır.

Komplikasyonlar

1. Kanama,

2. Enfeksiyon,

3.Hematoma (kan toplanması),

4. Hissizlik,

5.Kontur bozuklukları,

6.Buruşukluk,

Liposakşına hazırlık

Eğer sigara içiliyorsa en azından geçici bir süre bırakılması faydalı olacaktır.
Aspirin ve benzeri ilaçların ameliyat öncesi kullanılmaması gerekir. Çünkü kanama olasılığını artırmaktadır.

Ameliyat günü

Liposakşınınız hastanede veya klinikte yapılır. Operasyon öncesi anestezi uzmanı tarafından rahatlatıcı bir ilaç verilir. Operasyon süresince kan basıncı, kalp çalışma ritmi, nabız, kan oksijen miktarı devamlı takip edilir.
Liposakşın yapıldıktan sonra liposakşın korsesi giydirilerek uygulama tamamlanır. Yapılan işlemin genişliğine bağlı olarak birkaç saat sonra veya bir gün sonra eve gidilebilir.
Liposakşın sonrası hafif ağrı olabilir. Fakat aşırı ağrı olması nadirdir. Bu ağrılar verilecek ilaçlarla ortadan kaldırılır.

Ameliyattan sonraki ilk günlerde yorulmayacak şekilde günlük aktiviteler yapılabilir. Bu kan dolaşımını düzenleyecektir. Bu sürede sigara içilmemeli, aspirin ve benzeri ilaçlar kullanılmamalıdır. Birkaç gün sonra korse çıkarılır ve ameliyat sonu muayene yapılır. Şişlik ve morluklar oluşması olağandır. Şişlikler bir haftadan itibaren inmeye başlayacaktır. Morluklar ortalama üç hafta sürebilir. Ayrıca bazı bölgelerde deride duyu azalmaları olabilir. Bunlar da birkaç hafta sürebilir. Liposakşının uygulandığı giriş noktasındaki dikişler bir hafta sonra alınacaktır.

Birkaç gün içinde işe dönülebilir. Normal aktivitelere bir yada iki haftada dönülebilir. Ancak bu süreler yapılan alanların genişliğine ve alınan yağ miktarına göre değişebilmektedir. Yağ alınan alanlarda şişlik olacağı için başlangıçta yeni görümünde fazla bir değişiklik fark edilmeyebilir. Şişlikler indikçe yeni vücut şekli ortaya çıkacaktır. İyileşme tamamlandıktan sonra küçük düzeltmeler gerekebilir.

Ameliyat sonrası kilonun korunması durumunda alınan sonuç kalıcı olacaktır. Bir miktar kilo alınsa da bunun liposakşın yapılan alanlara yansıması çok az olacaktır. İyileşme tamamlanmış olsa da düzenli kontrollere gelinmesi ve cerrahla iletişimin koparılmaması uygun olacaktır.
Lipoşakşın yapılacak kişinin öncelikle sağlıklı olması, aktif bir hastalığının bulunmaması, ve gerçekçi beklenti içinde olması gerekir. Diğer bir nokta ideal kilonun % 30 unu geçmemesi gerekir. Derinin kalitesi çok önemlidir. Liposakşından sonra yağ alınan bölgede derinin kendini iyi toplaması gerekir. Bu da derinin elastikiyetine bağlıdır. Ayrıca psikolojik olarak bu işleme hazır olması gerekir.

Aşağıdakileri durumlarda liposakşın yapılması düşünülmez.
1. Bağ dokusu hastalığı

2.Kan pıhtılaşma bozukluğu

3.Kontrol altında olmayan şeker hastalığı

4.Kalp ve Akciğer hastalığı

5.Damarsal bir hastalık

6.Hormonal bozukluk

7.Kontrol altında olmayan yüksek tansiyon

8.Aşırı derecede şişmanlık

9.Yara iyileşme problemi

10.Aşırı alkol ve sigara kullanılması durumları.

Genel olarak liposakşın ile 5000 ml kadar güvenli bir şekilde yağ alınabilir. Bu 5 kilo vermek anlamına gelmez. Sınırın 5000 ml olması bunun aşılmayacağı anlamına gelmemelidir, daha yüksek miktarlarda almak olasıdır ancak bu tam donanımlı hastanelerde ve deneyimli kişiler tarafından yapılabilir. Ancak 5000 ml’ yi aşınca anestezi ile ilgili riskler, enfeksiyon, aşırı sıvı kaybına bağlı dolaşım bozukluğu gibi komplikasyonlarla karşılaşma olasılığı artmaktadır.

Ayrıca uzamış operasyonlarda yağ embolisi, serum toplanması, kan toplanması ve lidocain zehirlenmesi gözlenebilir.
Liposakşın sıvısında verilen adrenalin emilen lidocain miktarını azaltacağından toksisite olasılığı az olacak ve özellikle tümesan ve superwet teknikte kan kaybı az olacaktır. Bu iki teknikte kan kaybı % 1’ dir.

Bir seferde güvenli bir şekilde 5000 ml yağ alınabildiğine göre ne kadar kilo verebileceğini tahmin edilebilir ancak yağın yoğunluğundan dolayı alınan miktarın kilo olarak yansıması fazla olmayacaktır. Başka bir örnek vermek gerekirse 1 cm3 kas dokusunun ağırlığı aynı hacimdeki yağdan daha fazladır. Operasyondan sonraki günlerde kiloda fazlalık bile gözlenebilir. Bu, tamamen yağ alınan yerlerde sıvı birikmesine bağlıdır ve kısa sürede kaybolacaktır.

Ergenlik döneminden (puberteden) sonra yeni yağ hücresi oluşmaz. Kilo alma durumunda yağ hücrelerinin boyutlarında bir artış söz konusudur, sayılarında bir değişiklik yoktur. Ancak morbid obezite denilen ideal vücut ağırlığının % 200’ünü geçen şişmanlık hastalığında yeni yağ hücreleri ortaya çıkar ve yağ depolamaya başlar. Liposakşından sonra aşırı kalori alınırsa bunlar yağ olarak depolanacaktır. Ancak liposakşın yapılan yerlerden yağ hücreleri alındığı için fazla yağların birikmesi buradan ziyade diğer alanlarda fazla olacaktır.

Liposakşından sonra deride çok büyük bir sıkılaşma beklenmemelidir. Bu bir çok faktöre bağlıdır. Eğer fazla kilo kaybı olmuşsa ve deri sarkmaya başladı ise deri eski haline gelemeyebilir ve fazla derinin çıkarılması gerekebilir. Fakat az miktarda olan deri gevşekliği yüzeysel liposakşınla bir miktar toparlanabilir.
Yavaş kilo vermelerde deri doğal olarak kayba paralel olarak kontrollü sıkılaşacak ve kendini toplayacaktır. Fakat ileri yaşlarda, sigara içenlerde ve genetik olarak cildi ince olanlarda derinin kendini toplama şansı azdır.

Çene altı bölgesinde liposakşında derinin toplaması olasıdır. Eğer deri çok gevşek ise o zaman işleme çene altı germe de ilave edilmelidir. Karın liposakşınında eğer deri fazla ve kendini toplayamayacak durumda ise karın germe ilave edilecektir. Liposakşından sonra kalça düşüklüğü olacaksa popo kaldırma işlemi uygulanmalıdır. Kolda ise sarkmış derinin brachioplasty (kol estetiği) dediğimiz işlemle gerilmesi gerekecektir.

Komplikasyonlar ve kontrendikasyonlar

Tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi liposakşında da riskler olabilir;
Asimetri,

1.Hematoma (kan toplanması), seroma (serum toplanması) nadiren görülebilir.

2.Enfeksiyon nadiren görülebilir.

3.Yağ ve doku nekrozu nadiren görülebilir.
Eğer işlem esnasında fazla sayıda damar zedelendi ise yağ dokusu ve deri beslenemeyebilir. Beslenemeyen yağ liposakşın giriş yerinden koyu portakal renginde akmaya başlayabilir.

4.Ultrasonik liposakşınla ilgili komplikasyon: Ultrasonik ses dalgalarına bağlı yanıklar olabilir. Yüksek sıklıkta radyo dalgaları yağ molekülleri ve sıvıları etkilemekte ultrasonik enerji ile yağ hücreleri bütünlüğü bozulmaktadır. Ultrasonik kanül veya dış ultrasonik yastıkcık deri zedelenmesi yapabilir. Ultrasonik kanülün ucu deriye çok yakın olursa küçük yanıklar olabilir. Ayrıca deriyi çok inceltebilir ve kalıcı düzensizlikler yaratabilir.

5.Sıvı ve kan kaybı (fazla miktarda liposakşın yapıldığında görülebilir):Fazla miktarda yağ alındığı zaman yeterli oranda sıvı verilmelidir. Bu durumda kişinin yakın takibi gerekir. Sıvının gerek az verilmesi gerekse fazla verilmesi bir dolaşım problemine yol açabilir. En az görülen komplikasyondur, 100 binde 1 oranında görülebilir.

6.Akciğerde tromboembolisi nadiren görülebilir (yaklaşık 4 binde 1).
Bu bir kan pıhtısıdır. Bu pıhtı serbest kalarak akciğerlere ulaşır ve solunum güçlüğüne yol açabilir. Akciğer yetersizliğinin sonucunda kalp yetmezliği ortaya çıkabilir. Sıklıkla ilk 72 saatte ortaya çıkarsa da 3 hafta içinde de oluşabilir. Hiç bir bulgu vermeden aniden ortaya çıkabilir. Ancak oldukça nadirdir.

7.Yağ Embolisi nadiren görülebilir (yaklaşık 20 binde 1).
Bir yağ parçası kan dolaşımına karışarak kalp, akciğer, beyin gibi hayati organlara giderek onların fonksiyonlarını bozabilir. Günümüzde uygulanan tekniklerle çok nadir görülmektedir. Ortopedik olarak travma sonucunda büyük kemiklerin kırılmasında yağ embolisi olma riski daha fazladır.

8.Akciğer ödemi akciğerde sıvı toplanmasıdır. Fazla sıvı verilmesine bağlıdır. Kontrollü sıvı verildiğinde ortaya çıkmaz ve oldukça nadirdir.

9.Deride düzensizlik
Çukurluklar, tümsekler ve dalgalı görünüm oluşabilir. Bu uygulanan cerrahi teknikle ve tecrübeyle ilgilidir.

10.En sık görülebilecek önemli komplikasyon derinin belli bölgede canlılığını kaybedip yara açılmasıdır ki bu da ancak bin de 1 den daha az görülmektedir.
Yukarıdaki komplikasyonlar her ne kadar görülebilmekteyse de deneyimli kişiler ve uygun yöntemler uygulandığında son derece nadir görülmektedir.

SELLÜLİT (CELLULITE)

Vücut yağlanmasında kullanılan sellülit terimi yüzeyel yağ depolanmasının etrafındaki bağ dokusunu dışarı iterek derinin içeri çekilmesine yol açmasıyla ortaya çıkan portakal kabuğu şeklindeki görüntüyü tanımlamaktadır. Ayrıca miktarı artan yüzeysel yağ, üzerindeki cildi dışarı itmektedir.

Kadınların % 90’nında az yada çok sellülit vardır. Temelde etken bağ dokusundan oluşan deri ve alttaki dokular arasında uzanan septa (bölme) dediğimiz uzantılardır. Tedavide bu septaların (bölmelerin), kırılması ve yok edilmesi fayda sağlayacaktır. Bu bölmeler kısa olduğunda ve aralarındaki yağ miktarı arttığında deriyi pürtüklü hale getirirler.

yag_alma_7Bu bölmelerin ve sellülitin tedavisinde geliştirilmiş özel bir alet kullanılmaktadır. Bu alet ortası kısmı yarı kesici, kenarları ve ucu kesici olmayan bir alettir. Bu bir liposakşın kanülü değildir. Sonuç genelde kalıcıdır. Bu işlemde morluk ve şişlikler olacaktır. Ancak en geç 4-6 haftada kayıp olacaktır. İşlemden sonra korse kullanılması gerekecektir.

Endodermoloji cerrahi olmayan ancak sellülit tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Yöntem deriye dışardan vakum oluşturulması esasına dayanmaktadır. Yaklaşık 40 dakika süre ile vücudun belli yerleri vakum yöntemi ile çekilmektedir. Belli bir seans uygulandıktan sonra ayda bir tekrarlanması gerektiği söylenmektedir. Ancak etkilerinin geçici olduğu ifade edilmektedir. Endodermolojinin sellüliti ortadan kaldırmadığı ancak azaltabildiği söylenirken bazı araştırmacılar da herhangi bir etkisinin olmadığını ileri sürmektedirler.